Konferans seminer gibi yerlere giderken yanınızda mutlaka not kâğıdı ve kaleminizi bulundurmalısınız. Konuşmacının sözlerini dikkatli bir şekilde dinlemeli ve soru sorarken karşı tarafı kırıcı davranışlarda bulunulmamalıdır. Konferans sırasında konuşmacının dikkatini dağıtıcı mimikler yapmak, yanda oturan kişilerle konuşulmamalıdır. Konferans veren kişiye sorulacak sorular kısa ve anlaşılır şekilde olmalıdır.
Bu Blogda Ara
24 Haziran 2011 Cuma
21 Haziran 2011 Salı
Daha Verimli Çalışma İçin: İş Planı Hazırlamalısınız...
zihnin uyanık olduğu, konsantrasyonun en yüksek seviyede olduğu saatlerdir. Bu saatlerin ortak bir standardı yoktur. Her insanın verimli çalışma saatleri farklı olabilir. İnsan eğer verimli çalışma saatini bilmiyorsa kendini izleyerek bunu tespit edebilir. Ancak uzmanların genel kanısı, verimli çalışma saatlerinin bedenin dinlenmiş ve dinç olduğu saatler olan sabah saatleri olduğu yönündedir.
GİRİŞİMCİYİ ARTIK DEVLET YETİŞTİRİYOR
`Kişisel gelişim büyük bir sektör haline geldi`
| ADANA(CİHAN)- Kişisel gelişim alanında faaliyet gösteren İngiltere merkezli Lıvcon`un Türkiye üst düzey yöneticisi (CEO) Metin Çınaroğlu, ülkede kişisel gelişimin büyük bir sektör haline geldiğini söyledi. |
İnsanlar Nasıl Hipnotize Ediliyor?
soğuk nesneleri ateş gibi algılayabilir, hatta hiç acı duymadan ameliyat olabilir. Beyin üzerinde yapılan son çalışmalar, hipnoz ve transla ilgili yeni gerçekleri ortaya çıkarıyor.
Personel Seçmekte Zorlanıyorsanız Bunlara Dikkat Etmeniz gerekir!
İnternetten kariyer yapmak için size birkaç püf nokta ve internette bulabileceğiniz işler hakkında biraz bilgi… İnternette Kariyer Yapmak İçin;
- Başvuruyu yapan kişinin yaşının, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası tarafınca kabul gören ’12 aylık tam yıl’ ibaresi uyarınca 18 ve üzeri olması birincil kriterdir.
GENÇ EBEVEYNLERİN ÇOCUKLARI DAHA ZEKİ
| Geç yaşta anne baba olanların çocuklarının, yaşıtlarına göre daha zeki olduğu bildirildi. İzmir´de üstün yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi´nde yapılan incelemede, geç yaşta anne baba olanların çocuklarının zeka seviyesinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. |
KADINLARIN EN MUTLU YAŞI BULUNDU
| Yapılan bir araştırma kadınların en mutlu zamanlarını hangi yaşında yaşadıklarını ortaya çıkardı. İngiltere’de 4 bin kadın ile yapılan araştırmada, kadınların en mutlu zamanlarının 28 yaş olduğu belirlendi. |
Gelişen teknoloji ve yeni iş fırsatları
Teknoloji tek bir üründe daha çok özelliği barındırmaya başladıkça, bu teknolojik ürünleri kullanmak da zorlaşıyor. Sadece konuşmak için yapılan ilk cep telefonundan, resim, video çeken, televizyon izleyebildiğimiz, yüzyüze görüntülü konuşabildiğimiz, internete bağlanabildiğimiz, ofis dosyalarımızı açıp bakabildiğimiz bir cep telefonuna geçeli uzun zaman oluyor. Bu durum, bu teknoloji harikası telefonları kullanmayı zorlaştırıyor. Ama gelişen teknoloj ile birlikte yeni iş fırsatları ve iş kolları ortaya çıkıyor.
BAŞARININ SIRRI BU HİKAYEDE SAKLI
Elazığ’da doğan ve yaşayan küçük Esra’nın, ilkokulu bitirdikten sonra çok iyi Anadolu liselerini tutturmasına rağmen ihtilal öncesi ortamın karışıklığını öne süren babası tarafından okuması engellendi. Esra, çok genç yaşta evlendirildi; ardından üç çocuk annesi oldu.
İlk oğlu Emrah’ın Anadolu lisesi sınavlarında iyi bir netice alacağını düşünürken, Emrah 100 sorudan sadece 15 net çıkarabildi. Anne Esra, şoke olmuştu. Bu durumu kabul edemiyordu. İlkokul mezunu olduğu halde, oğluna çok tempolu bir şekilde ders çalıştırmaya başladı.
NEDEN HER ŞEY BENİ BULUYOR?
Bir mıknatıs gibi bütün terslikleri üzerinize çekmekte usta mısınız?
Size de oluyor mu? Bir şeyden çok korktuğunuzda başınıza aynı şeyin defalarca geldiği... Sanki siz ondan kaçtıkça, o her neyse, dönüp dolaşıp hep sizi buluyor! Bazen ilişkilerimiz aynı şekilde sonlanıyor, bazen de işlerimiz...Şu cümleler bize ne kadar da tanıdık: ’’Neden hep ben aldatılıyorum? Neden istediğim gibi bir iş bulamıyorum?’’, ya da ’’Neden bütün sorunlar beni buluyor?’’...
YARIN ÖLECEĞİNİZİ BİLSEYDİNİZ, BUGÜN VERMEK ZORUNDA OLDUĞUNUZ SON DERSTE NE ANLATIRDINIZ?
Bugün çok güzel bir kişisel gelişim filmi izledim. Film sadece on dakika, ama bir ömür boyunca çoğu insanın parayla satın alamayacağı çok değerli bir ders veriyor. Filmi İstanbul’daki eğitimlerimden bir tanesine katılan Sn. Semra Akbulut göndermiş. Kendisine buradan teşekkür ediyorum. Bu arada filmin Türkçe’leştirilmesini kimin yaptığını tespit edemediğim için, buradan kendisinin ismini yazmadan sadece teşekkür etmekle yetinmek zorunda kaldığım için üzgünüm.
Bu Taktikler İş Bulmanızı Kolaylaştıracak
Kendinizi Pazarlamak İçin Çalışın Çalışacağınız konuşmaların her biri neden iş aradığınızı, aradığınız işte ne hedeflediğinizi ve ne kadar iyi olduğunuzu açıklamalı. İşte size 10 saniyelik bir konuşma örneği: Şirketimiz küçülmek zorunda kaldı. Bu yüzden başka bir şirkette aynı pozisyonda iş arıyorum. İş aramak zorunda kalacağım aklımın ucundan bile geçmezdi – her zaman performans değerlendirmelerinde yüksek puanlar alırdım. Ama ne yaparsınız işler böyle yürüyor. 30 ya da 60 saniyelik konuşmalarda nasıl bir iş aradığınızdan bahsedin ve saygınlığınızı artıracak kanıtlar sunun.
MÜLAKAT HATA KALDIRMAZ
| Mülakat insan yaşamının en önemli anlarından biri. Belki yıllarca çalışacağınız bir işe gireceksiniz. Belki burada hayata bakışınız farklılaşacak. Belki kariyer basamaklarının en üstlerine tırmanacaksınız. Bu kadar önemli, üstelik de kısa mı kısa bir süre içinde mülakatçılar pek hata yapmaz diye düşünürsünüz değil mi? Ama maalesef durum böyle değil. Geçen hafta tanıttığım Mülakat Ustalık İster kitabında, yazar Nurdan Akalın Terazi teker teker çıkarmış yapılan hataları. İşte birkaç örnek... Varsayalım aday bazı konularda çok iyi performans sergiliyor. Mülakatçı bundan çok etkilenerek diğer alanlarda da aynı performansı göstereceğini sanıyor ve tam not veriyor. Sonuç hüsran. |
BİLMEDİĞİNİ BİLMENİN ÖNEMİ
| İnsan yavrusu sürekli soru sorar. Gerekli gereksiz (çünkü henüz neyin gerekli olduğunu bile bilmemektedir) her şeyi bilmek, öğrenmek ister. Sormuş olmak için sorar. Büyüklerini bayacak kadar, tekrar tekrar sorar. Herhalde bu takıntıda (1) hayatta kalmak için ne çok şey bilmesi gerektiğini içindeki hayvanın (genlerinin) ona fısıldamasının ve (2) büyüklere benzeme dürtüsünün rolü vardır. Ama aynı çocuk çabucak büyür ve büyürken tavrı tamamen değişir. Önce (bilmemeyi ayıp ve küçültücü gibi algılamaya başlayarak) sormayı keser, bilir gibi yaparak susar. |
İŞ GÖRÜŞMESİNİN KÖTÜ GEÇMESİNİN NEDENLERİ
Kişisel bilgiler daha iyi saklanmalı
Kişisel bilgileri koruma komisyonu (CBP) tarafından yapılan açıklamada, hükümetin ve şirketlerin kişilerin özel bilgilerini hangi alanlarda kullandıkları hakkında daha net davranmaları gerektiği belirtildi.
Kişisel bilgileri koruma komisyonu (CBP) tarafından yayınlanan yıllık rapora göre, kişilerin özel bilgilerinin hükümet ve şirketler tarafından hangi alanlarda kullanıldığının, açık olmadığı belirtildi. CBP başkanı Jacob Kohnstamm tarafından yapılan açıklamada, teknolojik gelişmeler sayesinde toplanan kişisel bilgilerin, sınırsız olarak kullanılmasına olanak sağlandığı fakat buna karşı önlem alınmasının ise şart olduğunu belirtti. Kohnstamm hükümete ait ve özel şirketlerin topladıkları bu kişisel bilgilerin kullanımından önce, insanlardan izin alınmasının gereğine dikkat çekerken, toplanan bilgilerin kayıt altına alınma işlemlerinin kanuna uyup uymadığınında gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kişisel bilgileri koruma komisyonu (CBP) tarafından yayınlanan yıllık rapora göre, kişilerin özel bilgilerinin hükümet ve şirketler tarafından hangi alanlarda kullanıldığının, açık olmadığı belirtildi. CBP başkanı Jacob Kohnstamm tarafından yapılan açıklamada, teknolojik gelişmeler sayesinde toplanan kişisel bilgilerin, sınırsız olarak kullanılmasına olanak sağlandığı fakat buna karşı önlem alınmasının ise şart olduğunu belirtti. Kohnstamm hükümete ait ve özel şirketlerin topladıkları bu kişisel bilgilerin kullanımından önce, insanlardan izin alınmasının gereğine dikkat çekerken, toplanan bilgilerin kayıt altına alınma işlemlerinin kanuna uyup uymadığınında gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
20 Haziran 2011 Pazartesi
OTSO'da kişisel gelişim ve girişimcilik eğitimleri veriliyor
Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Başkanı Arif Taşkaya Avrupa Birliği projesi kapsamında işsiz gençlere yönelik kişisel gelişim ve girişimcilik eğitimleri verdiklerini söyledi.
Taşkaya "Eğitimlerde işsiz gençlerin ekonomik hayata katılımın
Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Başkanı Arif Taşkaya Avrupa Birliği projesi kapsamında işsiz gençlere yönelik kişisel gelişim ve girişimcilik eğitimleri verdiklerini söyledi.
Taşkaya "Eğitimlerde işsiz gençlerin ekonomik hayata katılımın
16 Haziran 2011 Perşembe
Kazanmak Cesaret İster!!!
YENİLER ÇOK HIZLI!
| Yeni dönem patronların ortak noktası hız. Büyük balığın küçük balığı yuttuğu dönemlerin geride kalmasıyla birlikte hızlı balıklar rakiplerini geride bırakma konusunda büyük başarılara imza attı. İşte yeni dönemin en hızlı patronları... |
Başarı Yolunda Küçük Adımlarla Nasıl İlerlenir?
15 Haziran 2011 Çarşamba
Çalışanlarınızı Şirketinize Aşık Etmeniz gerekir.
Aslında bütün yöneticilerin derdi aynı.Yöneticiler hep aynı şeylerden şikayet ediyorlar :
“Ben bu şirketin yöneticisi olarak çalışanlara pek çok fırsat sunuyorum ancak onlar istekli çalışmıyorlar, ellerini taşın altına koymuyorlar, fedakarlık yapmıyorlar!”
Hep başkalarının bir şeyler yapmasını beklemek bence bir lidere yakışan bir tavır değil. Bana benzer şikayetlerini söyleyen tüm yöneticilere diyorum ki :
“Demek ki aslında yapmanız gerekenleri tam olarak yapamıyormuşsunuz”
“Ben bu şirketin yöneticisi olarak çalışanlara pek çok fırsat sunuyorum ancak onlar istekli çalışmıyorlar, ellerini taşın altına koymuyorlar, fedakarlık yapmıyorlar!”
Hep başkalarının bir şeyler yapmasını beklemek bence bir lidere yakışan bir tavır değil. Bana benzer şikayetlerini söyleyen tüm yöneticilere diyorum ki :
“Demek ki aslında yapmanız gerekenleri tam olarak yapamıyormuşsunuz”
Yeni Bir İşte Maaş Konuşması Nasıl Yapılır?
İş görüşmesinin belkide en kritik noktasıdır. En iyi yöntem önceden saptadığımız ücret beklentisini hemen açığa vurmamak, ücret önerisinin karşı tarafdan gelmesini beklemektir.
Ne kadar ücret talep ediyorsunuz! Sorusu görüşmenin başlarında karşınıza çıkarsa, Firmanın durumu, olanakları ve söz konusu iş hakkında biraz daha bilgilenmek istiyorum. Diyerek ertelemeye çalışın.…Devamı»
http://kobidestek.org/yeni-bir-iste-maas-konusmasi-nasil-yapilmalidir/
Ne kadar ücret talep ediyorsunuz! Sorusu görüşmenin başlarında karşınıza çıkarsa, Firmanın durumu, olanakları ve söz konusu iş hakkında biraz daha bilgilenmek istiyorum. Diyerek ertelemeye çalışın.…Devamı»
http://kobidestek.org/yeni-bir-iste-maas-konusmasi-nasil-yapilmalidir/
İşten Ayrılırken Ne Yapılmalıyım?
İş değişikliği, alınan yeni kararlar, daha iyisini vaad eden bir çalışma hayatı ve risk.. Bu kararı almak elbette kolay olmamalı, hatta çoğu kişi için dönüm noktasıdır. Asıl sancılı süreçte bu kararı verdikten sonra başlıyor. Önce kime söylemeliyim nerden başlamalı mıyım, üst yönetimin tepkisi vs vs bir sürü cevapsız sorular aklınızı kurcalar. Ayrılma kararınızı verdikten sonra profesyonelce davranmak zorundasınız.
10 Haziran 2011 Cuma
İş Görüşmesi Sonrasında Yapılması Gerekenler:
Başarının Kitabı ‘Gençler’ Tarafından Yazılıyor...
Rüya
Ben de herkes gibi uyurum. Ama akşamları uyuduğumuz uykudan bahsetmiyorum. Gözlerim açıkken uyurum. Yani, hiç uyanmam aslında. Bazen bu halimi farkedip çok derin bir uykudan uyanıyormuş gibi hissediyorum. Ama yapacak hiçbir şey yok. Birkaç dakika içinde tekrar derin bir uykuya dalacağım. Benim kontrol ettiğimi "sandığım" bir hayata devam edeceğim. Peki bu uyku halinden kurtulmak mümkün değil miydi ? Bu uyku haline girmemeyi başarabilen insanlar var mıydı dünya üzerinde ? Off ne kadar zor bir iş. Düşünme ve uyumaya devam et diyor içimden bir ses... Uyursam gerçekten de şuanki huzursuzluğumdan kurtulup rahat uykuma devam edeceğim. Rüyada yaşamak en rahatı. Tek bir kötü yanı var ; insanlar rüyalarını kontrol edemez. Bir film gibi izler sadece. Gerçek hayat da böyle. Hepimiz uyuyoruz ve izliyoruz. Kendimiz üzerinde hiçbir kontrolümüz yok. Ama biz herşey kontrolümüz altında zannediyoruz, tıpkı rüyalarımızdaki gibi...http://kobidestek.org/kategori/kisisel-gelisim/
Rüya ( Uyanmak)
Birçok kaynak der ki; beynimiz bir bilgisayardır ve biz onu programlarız. Daha sonra beynimiz, onu nasıl programladıysak öyle çalışır. Fakat bilgisayar programlarının kötü bir yanı vardır. Program kodları o kadar karışık ve anlaşılmazdır ki, bir kere programlandıktan sonra onu yazan kişinin bile düzeltmesi çok zordur.Bu yüzden; daha orta yaşlara bile gelmeden, programı tamamlandı varsayarız. Artık hiçbir değişiklik yapılmaması gerektiğine karar veririz. Bu kararı verdiğimiz nokta hayatımızın dönüm noktasıdır. Artık biz biz değilizdir. Programını biz ya da bir başkası yazmış olsun ; bir bilgisayar tarafından yönetiliyoruzdur ve çoğu zaman yaşadığımızı bile farketmiyor hale gelebiliriz.
Unutkanlığı Yenmenin Yolları
Kader Kavramı
Kader hepimiz için çok basit bir kavram gibi görünüyor. Nedir ; hiçkimse yapacaklarını değiştiremez. Peki benim karar vermem birşey değiştirmeyecekse aklım ne işe yarıyor ? Ben en iyisi hiç düşünmiyim nasıl olsa kaderim çizilmiş, yapacak birşey yok. Haa buna da bir cevap var, onu da orta okulda din kültürü ve ahlak bilgisinde öğrenmiştik. Sen elinden geleni yapacaksın ama gerisini Allah'a bırakacaksın. Bant burda kopuyor, basit, temiz, daha fazla kurcalamayalım. Ya da... Kurcalayalım be hoca duymaz.Okulda mantık dersi öğretmişlerdi en azından bi kere kullanalım :
Kader herşeyin önceden bilinmesi anlamına geliyor. Hepimiz bazı şeyleri önceden bilebiliriz ama herşeyi bilemeyiz. Bazılarımız daha fazla şeyi önceden bilebilir. Daha fazla şeyi önceden bilenlerin bilgi ve zeka düzeyleri daha yüksektir. Bilgi ve zeka düzeyinin arttırılması daha fazla şeyi önceden bilmemizi sağlayabilir. Bilgi ve zeka düzeyimizi yeterince arttırabilirsek herşeyi önceden bilebiliriz.
Aşk Stratejileri
Erkek eve gelip “Seni seviyorum tatlım” dediğinde kadın, “Yo hayır sevmiyorsun” der. Erkek de “Sen neden bahsediyorsun? Sen bunu nasıl söylersin?” der. Kadın da muhtemelen “Konuşmak kolay. Bana artık hiç çiçek getirmiyorsun. Hiç yemeğe çıkarmıyorsun. Bana asla eskisi gibi bakmıyorsun" diyebilir. Erkek de "Bakmak da ne demek? Seni sevdiğimi söylüyorum ya" diye cevap verebilir. Kadın artık sevildiğine ilişkin derin hislerin deneyimine sahip olmayacaktır, çünkü onun hislerini tetikleyecek derin uyarıcılar, kocası tarafından artık ona tutarlı bir şekilde gönderilmemektedir. Yukarıdaki olayın tersini düşünelim. Erkek görsel, kadın işitsel olsun. Erkek eşine olan sevgisini bir şeyler alarak, yemeğe götürerek ya da çiçek göndererek gösterebilir. Bir kadın kocasına "Sen beni sevmiyorsun" der. Erkek şaşırır ve "Nasıl böyle söylersin? Sana aldığım şu eve bak, seni götürdüğüm yerlere bak" der. Kadın, "Ya, fakat sen bana asla beni sevdiğini söylemedin" der. Erkek de kadının stratejisiyle uyuşmayan bir tonda, "Seni seviyorum" diye bağırır. Sonuç olarak kadın sevildiğini hissetmez.
İdealler ve Pratikler
Bir çok insan için sorun olduğunu sanmıyorum ama kendim için çok büyük bir sorun haline getirdiğim konulardan biriydi. Birkaç yıl önce birçok konuda ideali uygulamaya çalıştığımı ve hiçbir sonuca ulaşamadığımı farkettim. Bunun sonucu olarak ideallerin ve pratiklerin birbirinden kesin çizgiler ile ayrılması gerektiğine karar verip, kendimi buna göre yönlendirme çalıştım. Ozamanlarda, yani 19 yaşımda konuyla ilgili yazdığım birkaç şeye rastladım.- İDEAL : Bilincimizi her türlü dış etkenden bağımsızlaştırıp, zihinsel gücümüzü arttırabiliriz.
- PRATİK : Bilinçdışı faaliyetlerimiz bilincimizden daha yüksek bir performans ile çalışıyor. Bunun sebebi bilincimizin kirli, paranoyak, çıkarcı, endişeli ve bağımlı ; şuurdışı davranışlarımızın ise saf olması. Bu gerçeği kendi yararımıza kullanmaya çalışabiliriz.
Mükemmelliğin Modeli
Birisi istediğiniz sonucu üretmişse, sizde onu öğrenebilirsiniz. Sizce bir boksörün, bir pankreas güreşçisinden öğrenebileceği bir şeyler var mıdır? Eğer bu boksör dünyanın en zeki boksörü ve boksu bir sanat haline…Devamı»
YAZAR NEDEN YAZAR?
Yazar Neden Yazar
Ofisten birkaç arkadaşla ilginç bir tartışmamız oldu bugün. Bir kitaptan 2 adet cümle üzerinde 1 saat kadar tartıştık ki sonuç olarak daha yazarın ya da kitabın ismini bile bilmiyorum :) [Buldum ! Oruç Aruoba] Mutlaka daha fazla okunmaya değer.Bakalım ne kadarı kalmış aklımızda :
Bağımlılıklar
Bu arkadaş doğduğumuzda tamamen bağımlı olduğumuzu ve bu bağımlılığı öldüğümüzde tamamen sıfırlamamız gerektiğini söylüyor. Genelde bildiğimiz şeylere oldukça ters çünkü insan doğduğunda saftır şeklinde düşünürüz hep. Yanlış gibi görülmesine rağmen oldukça gerçekçi. Doğduğumuzda saf olduğumuz iddiası oldukça iyimser ve teorik bir durum olmasına karşın, daha doğduğumuz ilk günlerden beri hatalı kişilik gelişimi ile her anlamda kötüye doğru giden bir ilerleme ( bkz. Gelişen İlerleme ) gösteriyoruz.
Gelişen İlerleme
İlerleme ile gelişme farklı kavramlar olarak ele alınabilir. Her insan bir yol üzerinde ilerler fakat hiç gelişmeden ilerliyor olabilir. Mesela iyi bir yol üzerinde gidip gelişmemek de mümkündür. Ya da kötü bir yol üzerinde ilerleyen ama çok iyi gelişmeler kaydeden bir insan olabilir.
Yazar Neden Yazar
Konuştuğumuz son konu yazarların neden bu tip saçma sapan konulara girerek aklımızı bulandırdığıydı :)
"Herkes kendi açısından görüp farklı anlamlar çıkarsın diye" gibi birkaç fikirden sonra güzel bir yerlere geldik ve kişisel olarak ulaştığım sonuç kişinin bilinç altını bilinç düzeyine getirmesi ihtiyacıydı.
Birçok çözümü bizim için bilinçaltımız buluyor. Bir çok kişinin bildiği bir yöntemdir : Kafanızı kurcalayan bir problem var ise ve çözmekte zorlanıyorsanız yatın ve büyük bir ihtimalle sabah kalktığınızda çözümünü bulmuş olacaksınız. Kendi mesleğim olan bilgisayar programcılığında karşılaştığım, birçok kereler denediğim ve başarıya ulaştığım strateji. Açık ki ; aldığım cevabı bilinç düzeyinde bulmadım. Bilinç altım benim için gerekli çözümleri buldu.
İdealler ve Pratikler
Bir çok insan için sorun olduğunu sanmıyorum ama kendim için çok büyük bir sorun haline getirdiğim konulardan biriydi. Birkaç yıl önce birçok konuda ideali uygulamaya çalıştığımı ve hiçbir sonuca ulaşamadığımı farkettim. Bunun sonucu olarak ideallerin ve pratiklerin birbirinden kesin çizgiler ile ayrılması gerektiğine karar verip, kendimi buna göre yönlendirme çalıştım. Ozamanlarda, yani 19 yaşımda konuyla ilgili yazdığım birkaç şeye rastladım.- İDEAL : Bilincimizi her türlü dış etkenden bağımsızlaştırıp, zihinsel gücümüzü arttırabiliriz.
- PRATİK : Bilinçdışı faaliyetlerimiz bilincimizden daha yüksek bir performans ile çalışıyor. Bunun sebebi bilincimizin kirli, paranoyak, çıkarcı, endişeli ve bağımlı ; şuurdışı davranışlarımızın ise saf olması. Bu gerçeği kendi yararımıza kullanmaya çalışabiliriz.
Bilgi ve Mutluluk

Bilgi ve mutluluk arasındaki bağlantıdan bahsediyor birçok düşünür. Bazıları sadece mutluluk arayışının bile yeterli olduğunu söylüyor. Bazıları ise tam tersini yani bu arayışın mutsuzluk getirdiğini savunuyor. Mutluluk bizim elimizdeki bir parametre mi ? Yani ben mutlu olmak istediğim de olabilir miyim ? Basitçe evet. Sadece uygun paterni uygulamalıyım. Bazıları, olumsuz bir duruma geçeceğini farkettiği anda konuyu değiştirip olumlu şeylerden bahsetmeye başlar. Bu başarılı bir yöntem. Daha zor ama güçlü bir teknik; olumsuz bir konudan konuşmaya devam ederken bile olumlu kalmaktır. Eğer mutluluğun bir parametre olduğunu kabul ediyorsak zaten ulaşılması çok kolay bir hedef haline geliyor ve bir amaç olarak üzerinde çok fazla kafa yormaya bile gerek yok. Üzerinde uğraşmamız gereken şey bu iki strateji üzerinde sürekli daha fazla pratik yapmak olur.
http://kobidestek.org/
Bilgi ve Mutluluk

Bilgi ve mutluluk arasındaki bağlantıdan bahsediyor birçok düşünür. Bazıları sadece mutluluk arayışının bile yeterli olduğunu söylüyor. Bazıları ise tam tersini yani bu arayışın mutsuzluk getirdiğini savunuyor. Mutluluk bizim elimizdeki bir parametre mi ? Yani ben mutlu olmak istediğim de olabilir miyim ? Basitçe evet. Sadece uygun paterni uygulamalıyım. Bazıları, olumsuz bir duruma geçeceğini farkettiği anda konuyu değiştirip olumlu şeylerden bahsetmeye başlar. Bu başarılı bir yöntem. Daha zor ama güçlü bir teknik; olumsuz bir konudan konuşmaya devam ederken bile olumlu kalmaktır. Eğer mutluluğun bir parametre olduğunu kabul ediyorsak zaten ulaşılması çok kolay bir hedef haline geliyor ve bir amaç olarak üzerinde çok fazla kafa yormaya bile gerek yok. Üzerinde uğraşmamız gereken şey bu iki strateji üzerinde sürekli daha fazla pratik yapmak olur.
Pratik Düşünmek
( İdealler ve Pratikler - 2 ) Hayyyyatta yapamadığım birşey pratik düşünmek. Özellikle de bu blogda. Eksikliğim olarak farkettim bir an için ve madem başlık "kişisel gelişim" ; ilk önce bunu geliştirmek lazım.Düşünürken idealleri belirlemeye çalışıyoruz çoğunlukla. En büyük hatamız. Oysa gelişim mümkün olduğu kadar küçük aşamalardan oluşmalı. Ulaşamayacağım bir hedef hakkında neden düşüneyim ki ? Bunun yerine çok daha basit, kısa ya da orta vadede ulaşılabilir ve uygulanabilir bir hedef koymamız şüphesiz çok daha mantıklı olacaktır.
Kişisel gelişim amaçlı olarak pratik düşünmenin 3 önemli noktadan oluştuğunu düşünüyorum :
1. Kişisel kapasitenin farkına varmak
2. Gelişim aşamalarını mümkün olduğunca basit düzeyde ve kısa vadeli belirlemek
3. Bir gelişimi tamamlamadan diğerine geçmemek
Beden Dili
Beden dili yapılacak değil okunacak birşey tabii ki. Hani "Şöyle bir beden dili" uygulayayım demiyoruz hiçbir zaman. Beden dili sadece diğer insanlardan okunur, gözlemlenir ise yararlı olabilecek birşey. Bu da ilk planda empati sağlıyor ki yine de "Hmm kollarını bağlamışsa demekki savunmaya geçmiş" gibi bir bilgi günlük hayatta çok da kullanışlı olmuyor. Hatta bir çok insan beden dili eğitimi almış ya da en azından bir iki şey okumuştur ama henüz pratik anlamda kullanabilen bir kişiye bile rastlamadım.Araştırmalara göre kişiler arasındaki iletişimin sadece %7'si kelimeler aracılığı ile gerçekleştiriliyor. İletişimin %38'lik kısmı ise sesin tonu aracılığı ile gerçekleştirilir. Birisi bize ismimizle hitab ederken kullandığı ses tonunu gözlemleyerek ; arkasından kuracağı ilk birkaç cümleyi önceden tahmin ederiz çoğu zaman. Hatta bir çok kereler "Evet" evet anlamına gelmez ve bunu farketmemizi sağlayan tek şey yine ses tonudur. İletişimin en büyük kısmı olan %55'i fizyoloji ile sağlanır. Mimikler, el-kol hareketleri, gerginlik, hızlı göz hareketleri, hızlı ya da yavaş konuşmamız iletişimde kelimelerle ifade ettiğimizden çok daha fazlasını anlatır.
Peki bu bir çoğumuzun az çok bildiği ama hiçbirimizin uygulayamadığı beden dili nasıl işe yarar ve bu bilgiyi pratik olarak kullanmanın herhangi bir yolu yok mudur ? Aynalama tekniği beden dilinin kullanılabilir bir parçası olabilir.
Aynalama, karşımızdakinin beden dilini aynen tekrarlamak anlamına geliyor. Amacı ise iletişimi güçlendirmek. Çoğunlukla ortak yönlerimizin fazla olduğu kişiler ile arkadaşlık kurarız. Bize en azından birkaç yönüyle benzeyenleri seçeriz. Aksi taktikde tamamen yabancı bir insan gibi gelir karşımızdaki. Bize benzeyen bir kişi ise daha ilk birkaç saniyede yakın gelir bize.
Aynalama yapmak ise hiç de zor değil. Hepsi değil beden dilinin küçük bir kısmının aynalanması bunun için yeterli. Başlangıç için ses tonu ve konuşma şekli bile işe yarayabilir. Eğer karşımızdaki kişiye benzer bir ses tonu ve ritmiyle konuşursak bu mutlaka ilişkilerimizi güçlendirecektir. Daha sonra duruş şekli, bakışlar ve mimikler aynalanabilir. Bu daha çok birebir konuşmalarda arkadaşlarımızla ilişkilerimizi güçlendirmek için kullanabileceğimiz bir yöntem. Ama eminim satış/pazarlama teknikleri olarak eğitimleri mevcuttur.
Aynalama tekniği başlangıçta çok radikal, hatta saçma gelebilir. Fakat hepimiz bilmeden bu yöntemi uyguluyoruz. Tek farkı bunu sadece kelimeler ile uyguluyoruz. Sevdiğimiz bir kişinin bahsettiği şeyi onaylama eğilimi içindeyiz çoğu zaman. İlişkilerimizi sağlam tutabilmek ya da güçlendirebilmek için konuştuğumuz şeyleri aynı yönde tutmaya ve çatışmaları önlemeye çalışırız hep. Çok da başarılı bir yöntemdir. Bu doğrultuda beden dilini kullanmak bize bir çok yönden avantaj sağlıyor.
Stresten Nasıl Kurtulunur?
8 Haziran 2011 Çarşamba
Fakir Ama Kararlıydılar!
Tokat'ta "Kişisel Gelişim Semineri"
Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nde Doç. Dr. "Uluslararası Geçerli AB Onaylı Gold Hologramlı Sertifika" verildi.
Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nde Doç. Dr. Ali İlseven'in verdiği "Kişisel gelişim" konulu seminerine katılan 50 kişiye
"Uluslararası Geçerli AB Onaylı Gold Hologramlı Sertifika" verildi.
Taşlıçiftlik Kampüsü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yeşilırmak Konferans Salonu'nda yapılan seminere üniversitenin İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından davet edilen İlseven, NLP (beyin dili kodlaması), iletişim dilleri, çapalar ile sınav stresi yönetimi, nefesle motivasyon, hedef belirleme ve stres yönetimi konularında seminer verdi.
Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nde Doç. Dr. Ali İlseven'in verdiği "Kişisel gelişim" konulu seminerine katılan 50 kişiye
"Uluslararası Geçerli AB Onaylı Gold Hologramlı Sertifika" verildi.
Taşlıçiftlik Kampüsü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yeşilırmak Konferans Salonu'nda yapılan seminere üniversitenin İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından davet edilen İlseven, NLP (beyin dili kodlaması), iletişim dilleri, çapalar ile sınav stresi yönetimi, nefesle motivasyon, hedef belirleme ve stres yönetimi konularında seminer verdi.
Genç İş Adamlarına Kişisel Gelişim Semineri
Genç Müsiad Ankara Şubesi ;Kişisel Gelişim Uzmanı Sevda Güner'i ağırladı.
"Yaşamsal Başarı Rotası" başlığı altında seminer veren Güner, yaşamda karşılaşılan zorluklara karşı kullanılacak doğru yöntemleri ve tavırları Genç Müsiad üyeleri ile paylaştı. Ankara Genç Müsiad üyelerinin bir araya geldiği programda durmadan değişen bir dünyada yenilenmemenin başarısızlık getireceğine değinen Güner, "Başımıza gelen olumsuzluklara karşı her zaman hayıflanabiliriz. Ancak sorunlarla baş etmek istiyorsak kendimiz dışındaki etkenlere hata bulmak yerine çözüm üretmeli ve yenilikler getirmeliyiz. Mutluluklarımızı güçlendirip acılarımızı azaltmanın yolu da buradan geçmektedir" dedi.
İşe Uykusuz Gidiyorsanız Bunları Uygulayın,İşte uykusuzluğa çare ve çözümler
CV’nizi Yeni Kurallara Göre Hazırlayın..
İyi bir özgeçmiş hazırlamak işe girişte büyük önem taşıyor. Uzmanlar değişen ihtiyaçlara göre de CV’lerin değiştiği bilgisini veriyor. İşte CV yazmanın yeni kuralları: Cinsiyet Tarihe Karışıyor Artık özgeçmişlerde (CV) cinsiyet… Devamı »
İş Dünyası Online Terapi Kuyruğunda
Psikolojisi bozulan ancak iş yoğunluğundan ötürü terapiye gidemeyen ya da yüzünü saklamak isteyen iş dünyasının aktörleri soluğu bilgisayar başında alıyor. Terapistlerine MSN Messenger chat programı üzerinden online bağlanan iş adamının…»
Çocuğunuzla sanal alemde arkadaş olun»
Çocuğunuzun neler yaptığını bilmek istiyorsanız sanal alemde onunla arkadaş olun.
İnternet kullanıcılarını, özellikle de çocukları, kumar, bahis, terör ve pornografik içerikli sitelere karşı korumak amacıyla uygulanan filtreleme programının, sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla delindiği, bu nedenle ailelerin, çocuklarının arkadaş listesinde yer alarak, neleri paylaştığından haberdar olabilecekleri bildirildi.
Tüm İnternet Evleri Derneği (TİEV) Başkanı Yusuf Andiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üyelik gerektiren sistemlerde dışardan takibin zorlukları olduğunu, yasal anlamda kapalı ve şifreli sistemlerin belli yaş üstü kişilere yurt dışında sorunsuz hizmet verdiğini, bu nedenle bazı videoların yurt dışından yüklenerek Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla dünyanın dört bir yanına yayıldığını, bu durumda filtrelemenin de hiçbir etkisinin olmadığını söyledi.
''Sosyal paylaşım sitelerinin çok masum görünse de aslında umuma açık iş yerlerine benzetilebileceğine'' dikkati çeken Andiç, şöyle devam etti:
''Herkesin dilediği gibi girip çıkabildiği ancak, normal yerlerden farkı zaman ve yaş sınırının olmaması sosyal paylaşım sitelerinin en belirgin özelliğidir. Bu da bazı riskleri beraberinde getiriyor. Örneğin, özel hayatın gizliliği yok sayılıyor. Özellikle son dönemlerde Facebook etiketlemeleri rahatsız edici boyutlara ulaştı. Birçok aile masum resimler veya masum yalanlar nedeniyle dağılabiliyor. Aslında bunu hesap ayarlarınızdan kaldırabiliyorsunuz ancak, standart olarak açık geliyor. Bu hesabı kapatmayı bilmeyen kullanıcılar gönderileri de istese de istemese de görüyor.''
İnternet kullanıcılarını, özellikle de çocukları, kumar, bahis, terör ve pornografik içerikli sitelere karşı korumak amacıyla uygulanan filtreleme programının, sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla delindiği, bu nedenle ailelerin, çocuklarının arkadaş listesinde yer alarak, neleri paylaştığından haberdar olabilecekleri bildirildi.
Tüm İnternet Evleri Derneği (TİEV) Başkanı Yusuf Andiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üyelik gerektiren sistemlerde dışardan takibin zorlukları olduğunu, yasal anlamda kapalı ve şifreli sistemlerin belli yaş üstü kişilere yurt dışında sorunsuz hizmet verdiğini, bu nedenle bazı videoların yurt dışından yüklenerek Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla dünyanın dört bir yanına yayıldığını, bu durumda filtrelemenin de hiçbir etkisinin olmadığını söyledi.
''Sosyal paylaşım sitelerinin çok masum görünse de aslında umuma açık iş yerlerine benzetilebileceğine'' dikkati çeken Andiç, şöyle devam etti:
''Herkesin dilediği gibi girip çıkabildiği ancak, normal yerlerden farkı zaman ve yaş sınırının olmaması sosyal paylaşım sitelerinin en belirgin özelliğidir. Bu da bazı riskleri beraberinde getiriyor. Örneğin, özel hayatın gizliliği yok sayılıyor. Özellikle son dönemlerde Facebook etiketlemeleri rahatsız edici boyutlara ulaştı. Birçok aile masum resimler veya masum yalanlar nedeniyle dağılabiliyor. Aslında bunu hesap ayarlarınızdan kaldırabiliyorsunuz ancak, standart olarak açık geliyor. Bu hesabı kapatmayı bilmeyen kullanıcılar gönderileri de istese de istemese de görüyor.''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)